YAZIK ZAMAN YAZILAN

Ne çok takvim yaprağı sararmış, düşmüş duvardan. Bir ada gibi kendimi –dört tarafım sevdalarla çevriliydi ya hani– ve orada sakladığım hazine sandığındaki şiirlerimi ne çok yalnız bırakmışım.

Ne zamandır kara –defterimdeki beyaz yaralara merhem– kurşun gibi düşmemişim o kağıttan denize.

Ücra köşelerimin çok bulutlu –ertesi sağanak– sızılarını nasıl da unutmuşum, soldurmuşum orada açan yaban çiçeklerimi.

Oysa ben  düşlerimi bedenime iliklemiştim. Donmayacaktım, en derin uykuya dalsam dahi.

(Hatta o düşlerden birinde, Ankara’nın puslu gecelerinden birinde ıssız ve izbe bir sokağın –soğuktan– titreyen lambası bile güneş gibi doğmuştu üzerime.)

Ne kadar boşa nefes almışım sigaramdan, kül olmuş, uçmuş, hasretten başka tüten hiçbir şey kalmamış ellerimde.

Ne çok üşümüşüm meğerse.

Garip Yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: